Bir savunuculuk örneği: ÖSYM ek başvuru talebine olumlu yanıt verdi

Bir savunuculuk örneği: ÖSYM ek başvuru talebine olumlu yanıt verdi

 ÖSYM Başkanlığı, Elazığ depremi ve COVID-19 pandemisi nedeniyle başvuru yapamayan engellilere nihayet ek başvuru hakkı tanıdı. YDS, EKPSS ve DİB-MBSTS için ağustos ayında geç başvurular alınacak. Bu kazanımı elde etmek için mayıs başından beri yürütülen mücadeleyi SAHİMSEN Engelliler Komisyon Başkanı Ayşe Sarı’ya sorduk.

 

Selen DOĞAN

Türkiye Engelliler Meclisi, 8 Temmuz 2020

 

COVID-19 salgını engelliler için çok ağır sorunları beraberinde getirdi. Bunlardan biri de hem salgın ve karantina süreci hem de Elazığ depremi nedeniyle gençlerin Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı başvurusu yapamamalarıydı. 24 Ocak’ta meydana gelen deprem ve ardından 12 Mart’ta Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi ilan etmesi engellileri orantısız olarak etkiledi.

Bu süreçte EKPSS’ye ek başvuru yapma talebinin güçlü bir biçimde dile getirilmesi ve kamuoyu yaratılması gerekiyordu. Depremde evi yıkıldığı için başvuru yapamayan ya da pandemi nedeniyle engelli sağlık kurul raporunu alamayan gençler sosyal medyayı da kullanarak haklı taleplerini seslendirmeye başladılar.

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİMSEN) Engelliler Komisyon Başkanı ve sosyal hizmet uzmanı Ayşe Sarı’nın çabasıyla bu ses daha da yükseldi: “Onlarla birlikte hareket etmeye karar verdiğimde aslında onların gelecekte engelli hareketine verecekleri EKPSS ek başvurusu haklı bir talepti ve engelli örgütlerinin de onlara bu desteği vermesi gerekiyordu.”

Mayıs ayının başında bu konuda savunuculuk ve lobicilik yapmaya başlayan Ayşe Sarı bir bildiri yayımlayarak ek başvuru hakkının niçin tanınması gerektiğini ayrıntılarıyla anlattı. Bildiri, Elazığ depremini ve COVID-19 pandemisinin Birleşmiş Milletler Engeli Hakları Sözleşmesi’nin 11.maddesi olan “risk durumları ve insani açıdan acil durumlar” kapsamında ele alınması gerektiğine ve bu maddenin gereği olarak Türkiye’nin, insani açıdan acil durumlar ve doğal afetler dahil risk durumlarında engellilerin korunmasını ve güvenliğini sağlamak için insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku dahil uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmek için gerekli tüm tedbirleri almasının anayasal bir yükümlülük olduğuna vurgu yapıyordu. Bildiride şöyle denmişti:

“24 Ocak-12 Şubat tarihleri arasında başvuru yapamayan ve geç başvuru süresini de kaçıran, özellikle kırsalda yaşayan engellilerin de başvuru yapmasını sağlayacak biçimde, engellilere yeniden başvuru hakkı verilmesini; başvuru duyurusunun, farklı engel gruplarının bilgiye erişimini dikkate alarak erişilebilir formatta yapılmasının sağlanmasını; Elazığ ili, ilçeleri ve köyleri dahil tüm ülkede en ücra yerlere dek, başvuru duyurusunun ulaşmasının sağlanmasını; bu başvuruda, süresi biten engelli sağlık kurul raporlarının yenilenmesi istenmeden başvuru için geçerli sayılmasını; EKPSS’nin 11 Ekim 2020 tarihinde olması nedeniyle, gençlerin sınava çalışmalarında motive olabilmeleri ve geleceğe umutla bakabilmeleri için ek başvuru tarihlerinin ivedilikle açıklanmasını talep ediyoruz.”

Bu bildiri basında yer aldı. TBMM’de grubu olan partilere ulaşıldı ve bu sorunun gündeme gelmesi sağlandı. Meclis’te konuşma yapan milletvekilleri oldu.

Çabalar nihayet sonuç verdi ve bugün (8 Temmuz 2020) ÖSYM’den yapılan açıklamayla, süresi içinde malum nedenlerle yapılamayan başvurular için engellilere yeni bir hak tanındı. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün, başvuruları alınan ancak ertelenen Yabancı Dil Sınavı (2020-YDS), Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (2020-EKPSS) ve Diyanet İşleri Başkanlığı Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı (2020-DİB-MBSTS) için ağustos ayı içinde yeniden geç başvuru alınacağını bildirdi.

Kazanımla sonuçlanan bu mücadele, engelli hareketinin bütün unsurlarının haklar için ortak bir ses çıkarması gerekirken bu konuda zayıf kaldığını da gösterdi. Ayşe Sarı o süreci şöyle anlatıyor:

“Gençlerin bu haklı taleplerini sosyal medyada defalarca paylaştım ve çağrı yaptım. Ne yazık ki engellileri temsil eden konfederasyon ve federasyonların dikkatini çekemedik. Bize destek veren az sayıda dernekle yol almaya çalıştık. Onlar da bildiriyi yayınladılar. SAHİMSEN gibi resmi yolla ÖSYM’ye başvuru yapanlar oldu. Neden temsil gücü fazla olan engelli örgütlerinin bize destek vermediği konusunda, kişiselleşmiş bir yorum yapamayacağım. Şunları söyleyebilirim: Pandeminin engelliler ve aileleri üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek konusunda öncelikle sahada neler olduğunu bilmek gerekiyor. Bazen gelen bir telefon, gördüğümüz bir mesaj ya da sosyal medyada paylaşılan birkaç cümle bizi bir mücadelenin içine çekebilir. İşte bu noktada bir örgüt sessiz kalmamalı ya da geri durmayı tercih etmemeli. ‘Haberim yoktu’ mazeretini de kabul etmek mümkün değil. Eğer siz hak temelli bir örgütseniz gözünüz kulağınız açık olmalı. Her şeyden önce bizim ‘izleme’ sorumluluğumuz var. Nasıl yapacağız izlemeyi; sosyal medya büyük güç; sosyal medyayı izleyeceğiz, basını takip edeceğiz, bize çağrı yapan örgütlerin ne söylediğine bakacağız… Bunları yapmıyorsak bu alanda yok hükmündeyizdir. Bu süreçte gençlerle sürekli iletişimde kaldım, onların umutlarına ve umutsuzluklarına şahit oldum. Gençler, aylarca tüm enerjilerini ek başvurunun kabul edilmesi için harcadılar. Artık Ekim ayındaki sınava odaklanabilirler. Bu gençler, bugün bu kazanımı nasıl sağladıklarını, hangi güçlüklerle karşılaştıklarını ve hak mücadelesinde hangi kanalları kullanacaklarını öğrendiler. Ben eminim ki onlar, bu öğrendikleri ile gelecekte engellilik hareketine çok şey kazandıracaklar. Ben, öncelikle bu gençlere ve ÖSYM Başkanlığına ve bizlere destek veren her STK temsilcisine teşekkür ediyorum.”

İletişim için ÖSYM’nin çağrı merkezi numarası: 444 67 96

 

 



Bir cevap yazın

Scroll Up