Özgürce kekele!

Türkiye’de 820 bin civarında kekemeliği olan birey var. Kekemelik görülme sıklığı erkeklerde kadınların dört katı kadar. Kekemeler Derneği, Dünya Sağlık Örgütü’nün engel saydığı kekemeliğin ülkemizde de engellilik olarak kabul edilmesini istiyor. Derneğin kurucusu Ayhan Çağlayan’yla konuştuk.

 

Selen Doğan, 23 Haziran 2020, Ankara

Ayhan Çağlayan bir yılı aşkın bir zamandır Kekemeler Derneği’nin başkanlığını yürüten 27 yaşında bir uzman dil ve konuşma terapisti. Üç yaşından beri kekeliyor. Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi bölümünde doktora eğitimine devam ediyor. İstanbul İl Engelli Meclisimizin üyelerinden Kekemeler Derneği üç yıl önce kuruldu. Dernek başkanı Ayhan Çağlayan’la kekemeliği konuştuk.

 

Kekemelik nedir?

Kekemelik, konuşmanın akışını ve pürüzsüzlüğünü bozan, tekrarlar, bloklar (tutulmalar), uzatmalar, uygun olmayan yerde durmalar, duraklamalar ve eklemelerle karakterize bir konuşma bozukluğu olup, dil ve konuşma bozukluklarının en yaygın görülen türlerinden biridir. Genellikle 2–5 yaşları arasında başlar ve çocukların yüzde 5’inde, genel nüfusun ise yüzde 1’inde görülür. Bu bilgiler göz önüne alındığında ülkemizde yaklaşık 820 bin civarında kekemeliği olan birey bulunuyor. Kekemelik görülme sıklığı erkeklerde kadınların dört katı kadar. Kesin olarak nedeni bilinmemekle birlikte, ağırlıklı olarak nörofizyolojik nedenleri üzerinde duruluyor. Genetik faktörlerin de kekemeliğe yatkınlık üzerinde önemli bir rol oynadığına dair kanıtlar var. Yani, bir bireyin kekemeliğinin olması için fizyolojik olarak altyapısının olması gerekiyor.

İki yıl kadar önce yayımladığınız “Türkiye’de Kekeleyen Bir Birey Olmak” başlıklı raporunuza göre, kekemeliği olan bireylerin yarısından fazlası bu durumu bir engellilik olarak görüyor. Siz de dernek olarak zaten bu alanda savunuculuk yapıyorsunuz, ana politikalara bir engel olarak girmesini talep ediyorsunuz. Kekemelik neden engel olarak sayılmıyor?

Burada öncelikle kekemeliğin bireyin yaşamındaki yerini ve bireyin yaşamını nasıl etkilediğini iyi anlamamız gerekiyor. Kekemelik, çocukluk çağından itibaren bireyin yaşamını duygusal, bilişsel, sosyal, motor ve dilsel boyutlar olmak üzere beş boyutta etkiliyor. Bu etkilenimler örneklendirilecek olursa, birey duygusal olarak konuşmaktan utanabilir, korkabilir; bilişsel olarak kekelerse rezil olacağını ve insanların ona güleceğini düşünebilir; sosyal olarak bir ortamda konuşması onun üzerinde baskı ve stres yaratabilir; motor olarak dil, çene ve boğazında gerginlik hissedebilir ve dilsel olarak da neyi, nasıl söyleyeceğini ve aynı zamanda konuşmasının nasıl akıcı olacağını düşünebilir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, kekemeliğin bireyin yaşam kalitesini düşürdüğü ve günlük yaşamında engeller oluşturduğu sonucuna ulaşılabilir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından engel olarak kabul edilen kekemelik, bireyin özel, sosyal, akademik ve iş yaşamını ciddi derecede etkilemekte. Tüm bu nedenlerle, biz de Amerika ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de engel olarak kabul edilmesini istiyoruz. Kekemeliğin toplum tarafından iyi bilinmemesi ve toplumda kekemeliğe yönelik yanlış bilgi ve inanışların bulunması, kekemeliğe ilişkin farkındalığın az olması, kekemeliğin bireyin yaşamının her alanını ne kadar etkileyebileceğinin bilinmemesi kekemeliğin anlaşılamamasına, kekemeliği olan bireylerin olumsuz algı, tutum ve damgalamalara maruz kalmasına neden oluyor. Bu nedenlerle, kekemeliği olan bireylerin toplumun oluşturduğu görünmez engellerle de baş etmesi gerekiyor. Sonuçta, kekemelikle ilgili farkındalığın olmayışı, toplumun her kesiminde kekemeliğe yönelik yanlış bilgi ve düşüncelerin bulunması bu konudaki temel sorun diyebilirim.

Kekemeliği olan bireyler toplumsal yaşamda hangi ayrımcılıklara maruz kalıyor ve ne gibi sorunlar yaşıyorlar?

Daha önce de biraz değindiğim, kekemeliğe ve kekemeliği olan bireylere karşı olumsuz algı, tutum ve damgalamalar kanıtlarla mevcut. Bu da kekemeliği olan bireyleri özel, akademik, iş ve sosyal hayatlarında olumsuz etkiliyor. Okul hayatında söz alma, sözlü sınavlar, sunum yapma gibi konulardaki zorluklar nedeniyle kekemeliği olan bireyler düşük notlar alabiliyor ve öğretmenlerinin veya arkadaşlarının olumsuz tepkileriyle karşılaşabiliyor. Bildiğiniz gibi akran zorbalığı son yılların önemli konularından. İş konusu da gerçekten önemli. Kekemeliği olan bireyler mülakatlarda tercih edilmiyor. İşverenlerin de olumsuz tutumları mevcut. İş alımı sonrasında ise yine hem işverenler hem de iş arkadaşları tarafından olumsuz tepkiler alınabiliyor. Sosyal katılım ve arkadaş edinimi konusunda da kekemeliği olmayan bireylere göre daha çok sıkıntı yaşandığı ortada. Bu gibi durumlar kekemeliği olan bireyleri psikolojik açıdan da olumsuz etkiliyor elbette. Tabi ki bu durumlar herkes için aynı düzeyde olmayabilir. Her kekemeliği olan bireyin hem kekemeliği hem mizacı hem de çevresi çok farklı. Ama az ya da çok her kekemeliği olan bireyin hayatın herhangi bir döneminde bu olumsuz tutumlara maruz kaldığını kesinlikle söyleyebilirim.

Kekemeler Derneği kısa sürede toplumda farkındalık yarattı, pek çok etkinlik düzenledi. Derneğin çalışmalarından biraz söz eder misiniz?  

Derneğimiz üç yıllık bir dernek olmasına rağmen, kısa sürede çok çalıştık ve güzel işler yaptığımızı düşünüyorum. Yaklaşık 15 aydır derneğimizin yönetim kurulu başkanı olmama rağmen iki buçuk yıldır dernekteki arkadaşlarımlayım ve yapılan birçok şeye tanıklık ettim, katkıda bulundum. Derneğimiz 6 Nisan 2017’de bu ülkede biz de! / ‘Kekemeliği olan bireyler de var!’ demek için kuruldu. Sloganımız “Özgürce Kekele”. Sloganımızla ‘Ya kekelersem…’ korkusuna karşı geliyor ve sesimizi olabildiğince yüksek çıkarıyoruz. Dernek olarak bugüne kadar neler yaptığımızdan ve neler yapmakta olduğumuzdan kısaca bahsedeyim: Beş Türkiye Konferansı gerçekleştirdik. Bu konferanslarda kekemeliği olan arkadaşlarımızın yanı sıra dil ve konuşma terapistleri de yer aldı ve kekemelik adına farkındalık yaratan bilgilendirici sunumlar yapıldı. Derneğimizin kurucu üyelerinden sevgili Ozan Altıntaş’la birlikte “Türkiye’de Kekeleyen Bir Birey Olmak” isimli bir çalışma yürüttük ve rapor olarak yayınladık. Çalışmayı incelemek isteyenler dernek sitemizden ve Instagram sayfamızdan rapora ulaşabilir. Öz yardım buluşmaları düzenliyoruz. Bu buluşmalarda kekemeliği olan bireyler olarak birbirimizle tanışıyor, birbirimize destek oluyoruz. Bilgi alışverişinde bulunuyor ve kekemelik adına çalışmalar yapıyoruz. Üniversitelerin dil ve konuşma terapisi bölümü öğrenci temsilcileriyle irtibat halindeyiz. Kekemelik alanındaki akademik çalışmalara katkı sunuyoruz; anket çalışması ya da klinik çalışmalarda katılımcılarımıza çağrı yaparak destek olmaya çalışıyoruz. 2017’de “22 Ekim[1] için 22 Talep” sloganıyla change.org’da bir imza kampanyası düzenledik. Bu kampanyamıza 810 kişi imza atarak bize destek oldu.

Meydanda duyarsızlaşma çalışmaları yapıyoruz ve aynı zamanda sosyalleşmiş oluyoruz. Sesli şiirler okuyor; insanlarla, esnafla konuşuyoruz. Onlara kekemeliğimizden bahsediyoruz. Anket çalışmaları yapıyoruz. Metroda, otobüste duyarsızlaşma çalışmaları yapıyoruz. Bu buluşmalarda sunumlar ve drama çalışmaları yapıyoruz. Bildiğimiz terapi yöntemlerini ve kekemelik hakkındaki gelişmeleri birbirimizle paylaşıyoruz. İnternette olabildiğince bilgi, video, görsel paylaşımı yapmaya çalışıyoruz. Ya da arkadaşlarımız kendi deneyimlerini, kekemelikleriyle nasıl baş ettikleri, duyarsızlaşma süreçleri ve tavsiyelerini paylaşıyorlar. Ayrıca buluşmalarda telefonda duyarsızlaşma yapıyoruz, seri ilanları, iş ilanlarını arıyoruz. En son “Kekemelik İstediğimiz Mesleği Yapmaya Engel mi?” isimli kekemeliği olan bireylerin yapmasının zor olabileceği düşünülen meslekleri yapmakta olan arkadaşlarımızın bireysel görüşlerini ve destek mesajlarını içeren bir broşür çıkardık.

Dernek olarak misyonumuz; kekemelik ve kekemeliği olan bireylere yönelik; toplumda farkındalık yaratmak, terapi yollarını şekillendirmek, terapileri ve araştırmaları desteklemek, kekemelik hakkında destek, bilgi ve eğitim sağlamak, kekemeliği olan bireylerin iktisadi, sosyal ve kültürel menfaatlerini savunmak ve korumak, Türkiye’nin her şehrinde Özgürce Kekele Öz Yardım Buluşmaları düzenlemek ve katılımcılarını çoğaltmak, yurt içinde ve yurt dışındaki derneklerle işbirliği içinde olmak diyebilirim.

 “Özgürce Kekele” güzel bir slogan.  

Evet. 30 şehrimizin Özgürce Kekele Öz Yardım WhatsApp grupları var. 600’e yakın öz yardım katılımcımız var. Örneğin; İstanbul Özgürce Kekele grubunda 230 kişi, Ankara Özgürce Kekele grubunda 60 kişi ve İzmir Özgürce Kekele grubunda 55 kişi var. Öz yardım buluşmalarımıza kekemeliği olan bireyler, ebeveynler, arkadaşlarımız, dil ve konuşma terapistleri, öğretmenler, kekemelik hakkında destek vermek isteyen herkes katılabiliyor. 26 Mart 2019’da İstanbul Medipol Üniversitesi’nde düzenlenen “1. Ulusal Akıcılık Bozuklukları Sempozyumu”na katıldık ve derneğimizi tanıttık. Türkiye Engelliler Meclisi İstanbul Avrupa Yakası Engelli Meclisi bileşenleri arasındayız. 21 Eylül 2019’da 4. Sivil Sesler Festivali’ne kabul edilerek birçok sivil toplum örgütüyle tanışma ve festivalde stant açma fırsatı yakaladık.

Bildiğim kadarıyla bu alandaki tek örgütlenme sizin derneğiniz. Görme, işitme, ortopedik ve zihinsel engelliler ve nadir hastalıkları olan kişilerin oluşturduğu çok sayıda sivil toplum örgütü var. Kekemeler için örgütlenmenin zayıf kalması kekemeliği olan bireyler ve ailelerinden yeterince destek bulamamanızla mı ilgili?

Evet, ülkemizde kekemelik alanında kurulan ilk ve tek derneğiz. Biz de henüz çok yeni ve küçük bir derneğiz. Umarım zaman içerisinde daha fazla kişiye ulaşarak büyüyeceğiz. Kekemelik aile içerisinde, toplumda bazen bir tabu olabiliyor. Kekemelik aile içerisinde, toplumda rahatlıkla konuşulamayabiliyor, kekemeliği olan bireyler de kekemeliklerine ilişkin olumsuz duygu, düşünce ve davranışları nedeniyle sosyal anlamda kendini geri çekebiliyor, hatta kekemeliği olan birey kekeleyen tek kişinin kendisi olduğunu düşünebiliyor ve kekemeliğiyle bir savaş içerisine girebiliyor. Yani, kekemelik dediğimizde sadece konuşmadaki var olan bir durumdan bahsetmiyoruz. Görünmeyen utanç, kendini suçlama, stres, kaygı, sosyal izolasyon gibi duygu durumların da göz önünde bulundurulması gerekiyor. Tüm bu nedenlerle, yalnız olmadığını görmek, böyle bir girişimi başlatacak cesareti bulmak zaman almış olabilir. Burada derneğimizin kurucu başkanı Funda Özüm Kipel’e ve diğer kurucu üyelerimize teşekkür etmek isterim.

Kekemeliği olan bireylerin eğitim ve istihdam olanaklarından eşit yurttaşlık temelinde faydalanabilmesi için ne yapılması lazım? Hükümetler, ilgili kurumlar, üniversiteler vb. ne yapmalı sizce?

Kekemelik konusunda toplumdaki yanlış bilgilerin ve olumsuz algı, tutum ve damgalamaların değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü toplumda kekemeliğin, kekemeliği olan bireylerin akademik ve iş yaşamlarında başarısızlığa neden olacağı ve kekemeliği olan bireylerin bazı meslekleri icra edemeyeceği algısı mevcut. Bunun için de farkındalık kampanyaları düzenlenebilir. Artan farkındalık, değişen bilgi, algı ve tutumlar kekemeliği olan bireyler için akademik, iş, sosyal yaşamda birçok şey değişebilir. Ayrıca, kekemeliğin engel olarak kabul edilmesi kekemelikten yoğun olarak etkilenmekte olan bireyler için istihdam olanaklarını artıracaktır. Bu açıdan kekemeliğe yönelik farkındalığın artırılması ve kekemeliğin engel olarak sayılması adına derneğimiz, kurumlar ve üniversiteler işbirliği içinde olmalı, diye düşünüyorum.

Engellilerin medyada temsiliyle ilgili bir soru sormak istiyorum: Örneğin televizyon dizilerinde engelli karakterler görüyoruz fakat onlar için yazılan roller yine hep engelleri üzerine. Güçlendirici, normalleştirici roller değil. Karikatürize edildiğini, komikleştirildiğini görüyoruz. Kekemelikle ilgili örnekler de karşımıza çıkıyor televizyonda. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Geçmişten bugüne ana akım medyada yayımlanan sinema ve dizi filmlerde kekemeliği olan karakterler alay ve eğlence konusu oldu, yok sayılan ve acınası kişiler olarak çizildi. Sinema ve dizi filmlerde çizilen kekeme tiplemeleri toplumda kekemelikle ilgili yerleşik olumsuz imajın ve önyargıların pekişmesine neden olarak bu bireysel farklılığı yaşayan bireylerin toplumdan izole olmasıyla sonuçlanacak, etkin birer birey olarak yaşamalarına engel olacaktır. Özellikle gelişim çağındaki kekemeliği olan bireyler baz alındığında bu bireylerin akran zorbalığına maruz kalma riski artar. Bunların yanında engellilik adı altındaki bireysel farklılıkların güldürü malzemesi yapılması etik de değil. Çok kısa bir süre önce de vizyona henüz giren bir sinema filmiyle ilgili bir basın bülteni yayınladık. Sinema ve dizi filmlerde kekemelik yanlış anlatılıyor, komedi unsuru olarak ele alınıyor ve verilen yanlış bilgiler kekemeliği olan bireyleri ve ailelerini mutsuz ediyor ve yanlış yönlendiriyor. Kekemeliği alay unsuru olarak gösteren diziler ve filmler hakkında RTÜK’e ve CİMER’e toplu şikayette bulunuyoruz.

Diğer engelli dernekleriyle işbirlikleriniz, ortak çalışmalarınız/etkinlikleriniz oluyor mu?

Evet, oluyor. Özellikle Sakatlar Derneği’nin aktif üyelerinden Ali Güler bizim için yol gösterici ve yardımcı oluyor. Önceliğimiz, Amerika ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi kekemeliğin bir an önce engel olarak kabul edilmesi. Diğer derneklerden de bu konuda bize yol gösterici ve destek olmalarını arzu ediyoruz.

Uluslararası alanda da tanınıyorsunuz artık değil mi?

Yurt dışı bağlantılarımız var. International Stuttering Association (Uluslararası Kekemeler Derneği) tarafından tanındık, desteklerini esirgemeyeceklerini belirttiler. 2017’de Nürnberg’te, 2018’de Köln’de düzenlenen Almanya Kekemelik ve Öz Yardım Federasyonu Kongrelerine katıldık.

Medyayı da etkin kullanıyorsunuz.

İnternet sitemizi kurduk, kekemelik forumumuz da bulunmakta. Facebook, Instagram, Twitter, YouTube gibi sosyal medya kanallarını aktif kullanıyoruz. Çeşitli haber sitelerinde haberlerimiz çıkıyor, röportajlar veriyoruz. Milliyet, Hürriyet, Habertürk, Gazete Kadıköy ve Bianet’te haberlerimiz ve röportajlarımız yayınlandı. Elimizden geldiğince yabancı kaynakları Türkçeye çeviriyoruz. ■

www.kekemelerdernegi.com

[1] 22 Ekim Dünya Kekemelik Günü

 

Scroll Up